| Muhammed Ali Clay |
| Salı, 27 Ocak 2009 14:20 |
![]() 17 Ocak 1942'de, ABD’nin Kentucky’nun Louisville şehrinde doğan Cassius Clay, 12 yasındayken bisikletinin çalınmasına kızıp bir daha hakkının yenmemesi için boks’a başlamıştır. Daha bu yaslarda iddialı konuşması ve hızıyla dikkat çekiyordu.
Genç Cassius'un en büyük düşü ise Olimpiyat altınını boynuna takmaktı. Emeline 1960'ta Roma Olimpiyatlarında ulaştı. Ağır siklet finalinde Polonyalı Piertrzkowski'yi mağlup edip altın madalyayı boynuna takmıştır.
Olimpiyat şampiyonluğundan birkaç hafta sonra Louisville'de arkadaşıyla gittiği bir lokantada o dönem yürürlükteki ırkçı uygulamalar nedeniyle kimse onlara servis yapmadı. Hakarete maruz kalıp kovuldular. O kadar öfkelenmişti ki, uğruna o kadar ter döktüğü altın madalyasını Ohio nehrine fırlattı. Aynı yıl ise profesyonel boksör olmuştur. SAVAŞA KARSI ÇIKIYOR
Cassius Clay 25 Şubat 1964'te ağır siklet unvan maçı için ringlerin korkulan isimlerinden Sonny Liston’in karsısına çıktı. Maç öncesi beklentilerin aksine Liston, karsısında çok sıkı bir rakip buldu. Altıncı raundun sonunda omzundaki sakatlığı bahane edip çekilince, Clay 22 yasında Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu unvanını eline geçirdi. Hemen arkasından İslam dinini seçtiğini ve adını Muhammed Ali olarak değiştirdiğini ilan etti. Bu, beyaz Amerika’nın tepkisini çektiği ilk olaydır.
1967'de Vietnam Savaşı en kanlı dönemindeydi ve Amerika bölgeye asker göndermeye devam ediyordu. Askere çağrılanlar arasında Muhammed Ali de vardı. Muayeneden geçen Ali yemin etmeyi reddetti ve Vietnam'a gitmeyi istemediğini açıkladı. ‘‘Vietkonglar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki onlarla savaşayım’’ sözü beyaz Amerika’nın nefretini yine üzerine çekti. Bu savaş karşıtı tutum Dünya Şampiyonluğu’nun elinden alınmasına ve boks lisansının da iptal edilmesine neden oldu. Üç buçuk yıl boyunca resmi bir maç için ringe çıkamayan Ali, üniversitelere gidip politik ve dini görüşlerini anlattı.
Amerikan kamuoyunun Vietnam Savaşı’na bakışı değişince lisansı geri verildi. 1974'ün sonbaharında Zaire'de George Foreman'ın karşısına çıktı. Maçtan bir ay önce Kinsasa'ya yerleşen Ali halkın sevgisini kazandı. Öyle ki 30 Ekim'de oynanan bu maçta türübünler ‘‘Ali, Ali” diye inliyordu. Yedi raund boyunca gardını alıp Foreman'ı yoran Ali, sekizinci raund da çıkardığı ani bir sağ direkle rakibini yere serdi. Bu yedi yıl aradan sonra Dünya Şampiyonluğu’na tekrar ulaşması manasına geliyordu. ÜÇÜNCÜ KERE ŞAMPİYON 1977'de Veronica Porsche'yle evlendi. Bu evliliğin ardından ilk maçlarından birinde tecrübesiz rakibi Leon Spinks'e sayıyla yenilerek unvanını ilk defa ringde kaybetti. Ama üçüncü kez şampiyon olacaktı, azimliydi. Altı ay sonra, Eylül 1978'de tekrar Spinks'in karşısına çıktı. İyi hazırlandığı maçı kazanarak emeline ulaştı. Bu mücadeleden sonra çok sevdiği boks sporunu bıraktığını açıklamıştır. 1996 Atlanta Olimpiyat Oyunları’nda Amerika bir bakıma bu büyük şampiyona borcunu ödemiş oldu. Milyarlarca kişinin bakışları altında Olimpiyat meşalesini Ali yaktı. Olimpiyat Komitesi Muhammed Ali'ye 1960'da nehre attığı altın madalyasının yerini tutan yeni bir madalya kendisine verildi. Muhammed Ali, bütün Müslüman ülkelerin milli boksörü konumundaydı. Onun maçları bir milli dava gibiydi. Bu önemli boksör Türk milletinin de deşarj olmasına sebep olmuştur. Türk insanı Ali’nin maçlarını izleyebilmek için gece yarılarında yataklarından kalkıp ona dua ederek maçlarını izlerlerdi. Ali, sadece boks’un değil belki de dünya sporunun yetiştirdiği en büyük isimlerden birisi olmayı başarmıştır... |
| Son Güncelleme: Çarşamba, 25 Şubat 2009 20:41 |

